top of page
  • Özlem Ateş Aksoy

Veganlara sıkça sorulan sorular | Part 1

Veganlara sıkça sorulan sorular ve cevaplarını sizler için derledik. Sorular ekseriyetle bilgi eksikliklerinden kaynaklıyor ama veganlar için bu sorularla karşılaşmak zaman zaman komik zaman zaman da sinir bozucu olabiliyor. Yine de bu sıkça sorulan soruların cevabını bilmenin veganlar için elzem olduğunu düşünüyoruz. Cevaplarsa vegan olmak isteyenler için veganlığa geçiş sürecinde kafalardaki soru işaretlerini giderebilir. Hazırsanız, başlayalım! :)


Veganlar proteini nereden alır?


Aslında tükettiğimiz birçok sebze, meyve ve baklagilde protein bulunur. İster vegan ister vejetaryen ister karnivor olsun her bireyin sağlıklı şekilde beslenmesinin yolu ‘renkli bir tabak’tan geçer. Bir vegan günlük protein ihtiyacını yulaf, mercimek, badem, yer fıstığı gibi birçok besinden karşılayabilir.


Gariptir ki söz konusu veganlar olduğunda hep ‘protein eksikliği’ne dikkat çekilir fakat aşırı protein tüketimi de böbrek rahatsızlıkları, kanser, osteoporoz ve böbrek taşı gibi birçok hastalığa sebebiyet verebilir.


Veganlar, bitki temelli beslenirler ve eminim sizin de çevrenizde protein eksikliği sebebiyle dramatik şekilde ölmüş bir vegan yoktur. Yoksa var mıdır? Varsa bize yazın. Ciddiyiz.


Bitkilerin de canı yok mu?


Veganlar sadece beslenme biçimlerini değil vegan olmaya karar verdikleri andan itibaren hayatlarındaki birçok pratiği değiştirirler. Hayatını veganlığa adapte etmiş birini görünce akıllara ilk gelen neden ‘bitkilerin de canı olduğunu’ tebliğ etmektir bilmiyoruz ama yemin ederiz ki bitkilerin de canı olduğunu biliyoruz. Belki de şöyle düşünmek size yardımcı olabilir: Mikroorganizmalar da canlıdır. Örneğin bakteriler de canlı sınıflamasına girer ama bir bakterinin hayatından endişe etmeyiz; tıpkı bir elmayı dalından koparıp yerken etik bir dönemeçte hissetmememiz gibi… Peki ya hayvanlar?


7 Temmuz 2012’de yayımlanan Cambridge Bilinç Deklarasyonu’na göre: “İnsan, bilinç oluşturan nörolojik altyapıya sahip tek canlı değildir. Aralarında bütün memeliler, kuşlar ve ahtapot gibi birçok canlının da bulunduğu hayvanda bu nörolojik altyapı bulunmaktadır.”

Bitkiler ve hayvanlar arasındaki en önemli farklardan biri hayvanların merkezi sinir sistemine sahip olmalarıdır –bingo, tıpkı insanlar gibi!- Yani hayvanlar bitkilerden farklı ve bizimle benzer olarak acıyı hissederler ve acıdan kaçınmak isterler.


Ayrıca her hâlükârda, hepçil beslenen insanlar hayvan bedenleri ve çıktılarını tüketerek çok daha fazla bitki yemiş olurlar. Örneklemek gerekirse bir sığırın bedeni yerine seitan -bitkisel et- yemek, 130 kat daha sürdürülebilirdir.


Vegan anneler bebeklerini emzirmez mi?


Medyada dönem dönem hortlayan bazı ‘Vegan anne çocuğunu yetersiz besleyip ölmesine sebep oldu!’ haberleri mevcut. Bu haberler daha çok okunması için ne yazık ki ‘vegan anne’ vurgusuyla servis ediliyor. Aynı haberler farklı zamanlarda tekrar tekrar dolaşıma sokuluyor. Haberlerin alt metnini okumak ise zor değil. İlk mesaj veganlığın sağlıksız olduğu ve hatta ölüme sebebiyet dahi verebileceği… Dikkat çeken ikinci mesaj ise çocukların beslenmesinden tek sorumlu olanın ‘anneler’ olduğu kabulü…


Öncelikle şu konuda anlaşalım: Hayvan sömürüsüne karşı temel olarak tek bir veganlık anlayışı var ve bu anlayışa göre veganlar ‘her annenin sütünün kendi yavrusu için’ olduğunu savunurlar. Yani birer hayvan hakları savunucusu olan veganların inek ya da koyunların sütünü içmemesinin temel nedeni budur.


Vegan anneler kendi yavruları olan bebeklerini emzirirler. Yetersiz beslenme; bir bebek, çocuk ya da yetişkin için elbette kaçınılması gereken bir durumdur. Her gün, dünyanın birçok yerinde bebekler yetersiz beslendikleri için hayatlarını kaybediyor ama hiçbir zaman medyada bebeği yaşamını yitiren babaların ‘hepçil’ oluşlarına vurgu yapılmıyor. Sizce neden?


Anne sütü bebekler için ilk altı ay hayati öneme sahip. Vegan bir anne her anne gibi -travmatik bir deneyim yaşamadığı sürece- çocuğunu emzirir ve ek gıdalara geçtiği dönemde onun beslenme programını çeşitli meyve ve sebzelerle renklendirir. Vegan anneler ve sağlıklı vegan bebekler vardır! Vegan bebekleri araştırmanızı ve medya okuryazarlığı üzerine okumalar yapmanızı öneriyoruz.


Vegan olmak çok maliyetli değil mi?


Öncelikle mevcut ekonomide vegan-karnivor fark etmeksizin beslenmek ev ekonomimiz için oldukça zorlayıcı… Bunun yanında beslenmeyi yüksek maliyetli bir hale getirmek ve getirmemek ise tamamen sizin elinizde… Sebze ve meyve alışverişini pazardan yapan bir vegan olabilirsiniz. Bitkisel sütünüzü kendiniz yapabilir ya da hazır alabilirsiniz. Bazen vegan sütü, yoğurdu ve peyniri kendiniz üretmek market ihtiyaçlarınıza daha az bütçe ayırmak anlamına gelse de kendi hazırladığınız bitkisel sütün maliyet olarak dengi sayılabilecek paketli vegan sütler olduğunu da unutmayın.


Her vegan bitkisel süt, peynir ve yoğurt gibi alternatifleri tüketmek zorunda da değil. Önemli olan öğünlerinizde demirden zengin salata, proteinden zengin baklagiller ve -ölçülü bir biçimde- karbonhidrat tüketmek! Dengeli bir vegan beslenme rutininin sizi yüksek tansiyondan, şekerden ve kanserden koruması ise işin bonusu!


Hayvanlar da diğer hayvanları yemiyor mu?


Hayvanlar -insanların aksine- içgüdüleriyle hareket eden canlılardır. Söz konusu hayvan edimleri olduğunda onları bir çocuk ya da zihinsel engele sahip bir insan gibi düşünebiliriz. Hayvanlar, tıpkı çocuklar ve zihinsel engele sahip bireyler gibi ‘etik seçimler’ yapmaktan sorumlu tutulamazlar. Ayrıca hayvanların muhakeme yapabildikleri ve birbirlerini yedikleri bir dünyada dahi bizim hayvanları sömürmeyi tercih etmemiz ahlaki açıdan yanlış olurdu. Çünkü etik, çok sayıda insanın neyi tercih ettiğiyle ilintili değildir. Unutmamalıyız ki etik olarak vegan bir yaşamı benimsemek mümkündür, Vegan beslenmek çevreci ve aynı zamanda sağlıklıdır.

5 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page